Meyraland | Balkabağı Mevsimi Sona Erdi Sırada Hindi Var!
15776
post-template-default,single,single-post,postid-15776,single-format-gallery,qode-listing-1.0.1,qode-social-login-1.0,qode-news-1.0,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-13.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.4,vc_responsive

Balkabağı Mevsimi Sona Erdi Sırada Hindi Var!

Cadılar bayramı aylar süren coşkusuyla önceki gün sona erdi. Aylarca sürdü diyorum çünkü balkabaklarının tüm sokak ve kapı önlerine yayılması en az bir ay öncesinden başlıyor. Marketler, mağazalar turuncuya dair ne kadar konsept varsa piyasa sürüyor. Bir anda şehir turuncumsu bir hal alıyor. İtiraf etmeliyim ki, mahalle aralarında gezerken evlerini korku figürleriyle donatanları izlemek keyif veriyor. Bu işi gerçekten çok ciddiye alan ve her sene daha da iddialı olan evler var. Tabi bu bayramı kutlayanlar kadar kutlamayanlar da var. Onları da saygıyla selamlıyor, kısaca tarihe bir göz atıyoruz; Binlerce yıl önce Avrupalıların, ölülerin dünyayı cadılar bayramında ziyaret edeceğine inanmasıyla başlamış her şey. Kötü ruhlardan korunmak için korkunç kostümlerle ortalıkta gezinip, biz buradayız mesajını vermişler. Onlarda muhtemelen mesajı alıp onları rahat bırakmış olmalı ki, zamanla bu kostüm işi eğlenceye dönmüş. Peki neden 31 Ekim’de ruhların geleceğine inanmışlar derseniz de; yine binlerce yıl öncesine gidiyor Hristiyanların 1 Kasım’ı ‘All Saint Day’, ‘All Hallows Day’ diye adlandırmasına bakabiliriz. Azizler ve din uğruna ölen insanları onurlandırmak için kutlanan bir gün. Bir gün öncesine de ‘Hallows Eve’ deniyor. Zamanla bu isim cadılar bayramına dönüşüyor. Velhasıl Amerikalıların çılgınlar gibi kutladığı bu bayram, sevgili Avrupalı göçmenlerden gelerek kültürlerinin bir parçası olmuş.

 

Dini bir bayram değil üstelik günümüzde daha çok çocukların eğlendiği, kostüm giyindiği ve sokaklara çıkıp ellerinde kovalarıyla şeker topladığı bir gün. Kapısının önünde kabak bulunan evlere giden çocuklar, ‘trick or treat’ der ve şekerini alır. Apartmanda yaşıyor olmamdan dolayı kapı önünde koyacak bir kabak seçeneğimiz yoktu ama yöneticiler bununda bir çözümünü bulmuş ve kapıya asmak için bir broşür hazırlamışlar. Dileyen o broşürleri kapıya asacak böylelikle çocuklar ziyaret edebilecek-ti. Geçen sene küçüklerin coşkusuna ortak olmuştum ama bu sene kader beni cadılar bayramını bir avm de geçirmeyi nasip etti. (Bir daha mı tövbeler olsun) Kalabalıkta buhran geçiren ben, ellerinde poşetlerle her mağazaya girip çıkan bir dünya çocuğun arasında kalmıştım. Sırada ödeme yapmak için beklerken bir başka kuyrukta şeker toplayanlar vardı. Tabi sevgili mağaza çalışanlarının da günün anlam ve önemine uygun kostümlerini de ayrıca belirtmek gerek. Peki kutlamalar biter mi? Hayır. Amerikanın en hareketli dönemindeyiz. Sırada Thanksgiving, Black Friday ve yılbaşı hazırlıkları var. Black Friday çılgınlığına söyleyecek bir lafım yok. Allah sabır versin. Normal zamanda bile o ödeme sıraları mıymıy geçer, indirim gününü hayal gücüme bırakıyorum, bir de yazılan haberlere… Yaklaşık 20 gün sonra ise Şükran günü var. O gün, sokaklar, caddeler bomboş, mağazalar kapalı oluyor. Türkiye’de bayramı İstanbul’da geçirmek gibi bir şey işte. Yollar senindir diye sevinirsin ama garip bir sessizlik ve terk edilmişlik hissi çöker ne olduğunu anlamazsın :)o da öyle bir şey işte. 92 yaşındaki babaannenin bile tek yaşamayı tercih ettiği bu ülkede böyle günleri destekliyor, yaşasın ailecilik ve bayram sofraları diyorum vesselam.