Meyraland | Evrenden mesaj var!
15783
post-template-default,single,single-post,postid-15783,single-format-gallery,qode-listing-1.0.1,qode-social-login-1.0,qode-news-1.0,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-13.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.4,vc_responsive

Evrenden mesaj var!

 ‘Aynı İkizlersin’ , ‘Terazi olduğunu anlamıştım zaten’ ‘Başak olmadığına emin misin?’ bu ve benzeri sorularla hayatımızın belli dönemlerinde sık karşılaşırız. Memleketten sonra öğrenilen temel bilgi akışlarından biri bile olabilir. Yeni birisiyle mi tanıştın ya da ortamda muhabbet açılmıyor mu, sor birine burcunu herkes dökülsün. Ben inanmıyorum deyip geri çekilen kaç kişi olabilir ki? Belki biz kızlar biraz daha fazla inanıyor olabiliriz. Bu inanmışlık günlük aylık yıllık fallardan oluşmuyor tabi ki. Milyarca insanı sadece 12 burca indirgemek gibi bi saçmalık da asla söz konusu değil ama bir yerlerde bir şey var ve bilinçaltımız bazı burçları kayırıyor diye de düşünmüyor değilim. Yani sevdiğimiz,  anlaştığımız ya da asla anlaşamadığımız burçların genelde benzer olmasının bir sebebi inanmışlık mı? Sorunun cevabı ben de net değil. Konuyu özelden genele çıkartarak astrolojinin çıkış noktasına yönümüzü çeviriyoruz.

Astroloji belgeselinde izlediğime göre, 12 burç fikri 2 bin yıl geriye Antik Babil’e ya da günümüzdeki Irak’a kadar dayanıyor:  Bir yıl içinde ortalama 12 yeni ay olduğunu fark ettiklerinde, güneşin yolunu 12’ye bölmüş ve hepsini birer dizilimle işaretlemişler. Yıldızlara bir boğa ya da akrep gibi simgeler vermişler, yıldan yıla izlerini sürmüşler. Güneş burçları böylece ortaya çıkmış. 

İkinci yüzyılda ise Mısır’da tarihin en önemli astronomi kitabı yazılmış (Tetrabiblos) hatta insanlar, sonraki 1.500 yıl boyunca takvimlerini bu kitaba göre hesaplamış, Orta Doğu ve Hindistan’da yayılmış. 16.yy Avrupa’daki krallıklar, kehanetlerde bulunmaları için astrologlarla çalışmaya başlamış.

Prenses Margaret kehaneti

17.yy da radikal bilimsel keşiflerin bulunmasıyla (yer çekimi, ışık tayfı, kanın damarda hareket etmesi vs.) astrolojinin inanılırlığı sarsılmaya başlamış. Bir hipotez ortaya konuluyor ve test ediliyordu. Bir şey bilimsel olarak test edilemiyorsa, bilimsel değil demekti. Gezegenler ve yıldızlar testi geçmişti ama dünyevi olaylara rehberlik ettiği iddiası geçmemişti. Böylelikle astroloji ve astronomi sonsuza kadar ayrıldı. Batı’da astroloji yüzlerce yıl gözden düştü taa ki gazetelerde burç köşeleri çıkana kadar.

1930 yılında bir Londra gazetesinde, bir astrolog Prenses Margaret’in doğumunu değerlendirdiği bir yazı yazdı. Çok talihsiz olaylar yaşayacağını, 7 yaşlarındayken kraliyet ailesi için önemli olayların vuku bulacağını öngörüyordu. Margaret 7 yaşına basmadan hemen önce amcası tahtı babasına bıraktı. Ablası tahtın varisi oldu. Bu öngörünün ardından gazete astroloğa köşe verdi. O da güneş burçlarına göre okuyuculara horoskop yazmaya başladı ve bu fikir diğer gazeteler tarafından da benimsendi.

Astrologlar ve bu konuda uzmanlaşanlara göre hayatının kontrolünü daha az elinde hisseden insanlar, astrolojiye daha çok çekiliyormuş. Kendilerini horoskoplarında daha çok bulurlarmış. Buna bilimsel olarak da kanıtlanan Plasebo etkisi deniyormuş. (Plasebo çalışmaları, hastanın sahte ilaç aldığını bilmesi halinde bile işe yarayabileceğini gösteriyor) yani birçok kişi horoskoplarına başka bir psikolojik etkiden dolayı inanıyor.

Bi yandan da kişi kendini horoskopa uydurma sürecine de ortak oluyor. Buna bir başka etki olarak Barnum etkisi deniliyor. 1949 yılında 39 öğrenciye kişilik profilleri dağıtılan bir sınav yapılıyor. Aslında tüm profiller birbirinin aynısıyken bir kişi hariç tüm öğrenciler özelliklerin kendilerini anlattığını söylemiş. Barnum etkisi, herkesin kendisine sunulan her horoskopta kendini göreceğini savunur. Zaten ifadeler oldukça belirsiz ve geneldir. Kim burcun adına bakmadan rastgele bi tanesini okusa kendinden bir parça bulur.

Gelecek kaygısı ve merak

İnsanız, geleceği merak ediyor ve bilmek istiyoruz. Bundan dolayıdır ki, internette astrolog patlaması var. 2016dan 2017’ye Youtube’da izlenen astroloji videolarının sayısı yüzde 62 artmış. (hmm youtube video fikri olabilir) Twitter’da ise bu artış yüzde 300!!! Biz temel burç bilgimizden öteye gitmemiş olabiliriz ama attığı her adımı, vereceği her kararı astrologlara danışan insanların sayısı gün be gün artıyor. Neyse yakın zamanda bir kanlı ay tutulması atlattık. Umarım çok gerilmemişsindir. Milyarlarca insan olarak aynı anda geriliyor aynı anda sakinleşiyoruz ne de olsa. Yörüngeniz Venüs’te olsun efenim, esenlikler.